20 Ocak 2021 Çarşamba

Kış Aşkı

Dışarıda hava -7 derece .

Kar yok , sadece kuru bir soğuk ve her yerde görebileceğiniz buzlanma ...

Sabahları henüz hava karanlıkken ve yanımda mis kokulu bebeğimin bana sarılmış sıcak bedeni dururken yataktan çıkmak zor olabiliyor . Ama yine de bu durumdan memnunum . Şükürler olsun her sabah uyanıp gidebildiğim bir işe sahibim .


Bu sabah önce 07:00 ' de uyandım . Biraz daha , birazcık daha derken yataktan çıkmam 07:30 ' u buldu . 

Gözlerim yarı açık mutfağa gidip Türk kahvesi yaptım kendime . Fincan elimde hızlı adımlarla yatağıma geri döndüm hemen akabinde de . Uyanamadığım bazı sabahlar yatakta kahve içip bir şeyler okumayı gerçekten çok seviyorum . Yaşama dair iç ısıtsan detaylar bunlar ...


Sonrası malum , yataktan çıkma , hızlıca hazırlanma aşaması ve işe başlangıç . 


Bu satırları yazarken saat henüz 09:36 ve yanımda sıcak çayım , yazımı bitirip yine  işime döneceğim .


İnsan bazen çok sıradan bir gün geçirdiğini düşünür. Olumlu yada olumsuz yenilikler yoktur . Her zamanki gibi bir gün işte ! dersiniz içinizden . Ama öyle değildir . 

Bakmak ve görmek arasındaki yolda bizler hayat akışımızda çoğunlukla bakmakla yetiniriz . Aslolan görmek için ise biraz daha istek , çaba ve bilinç gereklidir. Ve bu sadece bir seçime bakar ;

Güzeli görme seçimine ...


Ben , bana verilen bugün için hayatımdaki güzellekleri görüp şükretmeye niyet ediyorum . 

Şükrettikçe artan nimetler için de ayrıca şükürler olsun . Mutlu , huzurlu , içimiz kıpıp kıpır ve huzur dolu bir gün diliyorum hepimiz için . 


Ve sen , bu yazım önüne düşmüş ve okumuş canım dostum ;


Sen bugün ne için şükrediyorsun ?

14 Ocak 2021 Perşembe

Sıkışmışlık Üzerine

 Sıkışmış hissediyorum . 


Anne olmak - çocuğunu sorumluluk sahibi bir birey olarak yetiştirebilmek - çalışmak , ki bu bana  rakipsiz en iyi gelen aktivite - derslerini kontrol etme , kardeşler arasını sıcak ve eşit tutma , ilgilenme , dinleme , sağlıklı beslenmelerine gayret etme , mutlu etme vs vs ...


Dün akşam katıldığım veli toplantısı sonrası ben işteyken derslerine girmesi için hiçbir bahanesi olmayan - her türlü metaryale sahip oğlumun derslerin sadece son 5 / 10 dakikasında teşrif ettiğini , derse katılımı konusunda parlak olmadığını vs öğrendim . 

Hissettiğim duygu hali kocaman bir hayal kırıklığı oldu . Normalde bağırıp çağırması beklenen ben , iki kelime kuracak mecali hissetmedim kendimde . 

Sadece boşluk .

Bazen annelik yapma konusunda ve de otorite kurma konusunda çuvalladığımı düşünüyorum . 

Oğlum yapmalısın dediklerimin bir öneminin olmadığı gibi maalesef ki başarısız olma endişesi dahi taşımıyor . Üzgün , yetişemiyor ve sıkışmış hissediyorum . 


Burada aklımda bir ışık sızıntısı süzülüyor . İçimden bir ses diyor ki ' Nerede teslimiyetin ve inancın ? '

Sanki hayatındaki sahip olduklarının hepsi senin eserin ! 

Tüm varlığın ,sağlığın ve dahi evlatları veren bir yaratıcın olduğunu unutup nasıl da çaresiz hissediyorsun kendini . 

"ONUN İLMİ DIŞINDA BİR YAPRAK BİLE DÜŞMEZ." (En'âm, 6/59

Öyleyse herşeyi gören Rabbin'dn yardım istemek neden gelmez ki aklına ?


*  Rasulullah (s) şöyle buyurdu:

“Mü’min bir kul Allah’a dua ettiği zaman, Allah Cebrail’e şöyle der:

–     Onun duasını hemen kabul etme. Çünkü ben onun sesini işitmekten hoşlanıyorum.

11 Ocak 2021 Pazartesi

Heyy ! İşte Buradayımm

 Ben geldim :)


Bu blogçululuğun da kaderi sanırım gidiyorum deyip gidememek . Hoş , ben gitme fikrimden de bahsetmemiştim aslında . 


Yazmak nefes almak gibiyken benim için yine de nefesimi tutma konsundaki ısrarımı hayat yolculuğumun çalkantılı oluşuna verin . ( Yazarımız burada yazmama bahanesi bulduğu ve ardına saklanabildiği  için biraz daha iyi hissediyor :)


Hayat devam ediyor , virüse yakalanmamış sayılı şanslı grupta olmaya devam ediyoruz - şükürler olsun . Bunun haricinde iş - ev - yapılacaklar listeleri arasında bir hengabede yaşarken yazmayı ve sizlerle olan samimi etkileşimi özlediğimi farkettim . 


leydinin gunlugu


Ben sizler beni görmeyeli epey iyi hissediyorum kendimi :)

Sebeplere bağlı mutluluk arayışından vazgeçtiğimden beri , eksikliklerime değil de sahip olduklarıma odaklandığımdan beri ruh halim güzel bir yükselişe geçti şükürler olsun ki ...


Yeniden sistemli şekilde okumaya başladım .Bu gerçekten harika hissettiriyor. 

Para biriktirmeye çalışıyorum , hayal kuruyorum , dua edip elimden geldiğince ibadet ediyorum ve bu beni sanırım daha iyi ve mutlu bir insan yapmaya başlıyor .

Tabi bunlar dışında hala yapmak istediklerimi hayata geçirmek konusunda gevşeklik göstermeye devam ediyorum . Bknz: İngilizce Öğrenmek 


Aslında düşündüm de sadece bu ...

Çünkü sağlıklı beslenme konusunda adım attım , genel olarak kazanmak istediğim alışkanlıklar konusunda da fena değilim ama ah şu öğrenme isteğini taze tutamamak ...


Bu konuya daha fazla eğilmeli ve uygun zamanı beklemek yerine harekete geçmeliyim .

Biliyorummm ,tamammmmn. Bu konuda birşeyler yapacağım :/


Sizi seviyorum , görüşmek üzere :)

1 Aralık 2020 Salı

Yapılacaklar Listem Ve Yapabildiklerim

 Her gün, ofise gelip bilgisayarımı açtığımda kendime o günle ilgili yapılacaklar listesi oluşturuyorum . 

Ajanda kullanımını kendimi bildim bileli çok seviyorum zaten ve düşüncelerimi yazmak , kağıda dökmek beni çok iyi motive ediyor .


Dün akşam yine sabah saatlerine yapma gerekenleri yazdığımda günlük rutinin dışına çıkacağımız maddeler eklenmişti.

Eve gelir gelmez 19:30 ' da başlayacak bir konferans , sonrasında 9  gibi gelecek yeni orta sehpamızın yerleştirilmesi - temizliği vs . 


Tüm yapmam gerekenleri halledip - çocukları yatırdığımda saat 23:00 ' dı . Ve şükürler olsun ki bu defa minik paşamın yanında uyumasını beklerken bende uyuya kalmadım ve biraz olsun kitap okuma fırsatı bulabildim .


Okuduğum kitap The Magic idi. 

Kitabın tamamında şükür , şükretme alışkanlığı ve nasıl da minnettar olabileceğinizden bahsediyor .

Bu kitabı başucu kitaplarımın arasına koydum . Süreklilik halinde okumasam da çok akıcı ve akılcı çözümler sunan , alıştırmalar veren ve insanı sahip olduklarını düşünmeye sevk eden bir kitap .


Böyle pozitif etki eden kitapları her zaman yatak odamda başımın ucunda tutuyorum . Modum düştüğünde ve kısa okumalar yapacak kadar kısıtlı vaktim olduğunda bana dünyaya daha olumlu bakmakta yardımcı oluyorlar .


Sizlere de aşağıya birkaç alıntı bırakıyorum . 

Ben çok sevdim , sizlere de tavsiye ederim . Zira zor ama çok çok şükretmemiz gereken günlerden geçiyoruz . Hele ki depremler olurken - sıcacık evlere sahipsek ve insanlar hastanelerde solunum mücadelesi verirken rahatça nefes alıp - sağlığımızın yerinde olduğu günler geçiriyorsak .Ve tabi ki en önemlisi; hayatta olduğumuz ve yeni güne uyanabildiğimiz için.



Eski öğretilerde şöyle der;Bir insan soluduğu hava için minnettar olma noktasına eriştiğinde, minneti de yeni bir güç seviyesine erişmiş olur ve o kişi hayatının her alanını çabasızca altına çevirebilen gerçek bir simyaciya dönüşür.


“ Sabah uyandığında,hayatın ve gücün için sabah ışığına teşekkür et. Yiyeceğin yemek için ve yaşam sevincin için teşekkür et. Teşekkür etmek için bir sebep göremiyorsan, hatayı kendinde ara. “

TECUMSEH (1768-1813)
SHAWNE KIZILDERİLİLERİN REİSİ


"Tanrı bugün size 86.400 saniye armağan etti. Bu saniyelerden bir tanesini 'teşekkür ederim' demek için kullandınız mı?"

WILLIAM A. WARD


"Ve (unutma ki) Allah şöyle buyurdu: 'Minnet duyarsan sana fazlasını verecegim; ama eğer nankörlük edersen cezam ağır olacak.'"


Ne kadar küçük olurlarsa olsunlar, sahip olduklarınız için minnet duyduğunuzda, o şeylerin hemen arttığını göreceksiniz.


“Gelin minnettar olalım, zira eğer bugün fazla bir şey öğrenemediysek, en azından biraz öğrendik ve eğer biraz bile öğrenemediysek, en azından hasta olmadık ve eğer hasta olduysak, en azından ölmedik, onun için, gelin, hepimiz minnettar olalım”

GAUTAMA BUDDHA (M.Ö. 563-M.Ö. 483 CİVARI)

27 Kasım 2020 Cuma

Cuma 🍂🤗

 Günaydınnnnnnnnnnnn :)))


Beni aşağıya çeken yüklerimi serbest bıraktım ve yeniden hayata döndüm. Şükürler Olsun !

Yeniden yapmak istediklerime dair planlar kurmaya , neyi nasıl yapabilirim'i ? düşünmeye başladığıma göre bu defa yine! :) hakkımda doğru karar vermişim demek oluyor .


Sabah 06:30 da uyanıp uzun zamandır elimde sürüklediğim - daha doğrusu okumaya kıyamadığım kitabımı okudum biraz . Hayatını Piç Etmeyin ' i .


Velev ki ettik sayın Gary ; velev ki yanlış zamanda yanlış bir seçim yapıp 11 senemi yanlış bir evlilikte kalarak , boşa kürek çekerek harcadım . Yanımda iki tane erkek evlat ve 29 yaşımla yeni bir başlangıçtayım . 
Yani hali hazırda p*iç edilmiş gibi görünen hayat için de bir önerin olur muydu :) ?


Evet olurmuş ! 

Cevabı bulmak için sorular sorman gerekir . Üzerine düşünmen , gayret etmen , ne istediğine odaklanman .

Yeniden düşünebildiğimi hissediyorum . Yapabileceklerim için heyecan duyuyorum . Sadece bundan iki gün öncesinde - ben hala ' affetsem mi acaba ? - soruları ile boğuşuyorken beni heyecanlandıran tek bir şey yoktu hayatımda . Sadece robotlaşmış bir şekilde işe gidip gelme - eve gidip yemek yapma - derleme toparlama ve daha akşamın henüz onunda çocuklarla birlikte uykuya dalma ...

Ama şimdi değişti . Bir kez daha kolay olanı değil benim için doğru olduğuna inandığım şeyi seçtim . 

Vazgeçtim !

Ve şimdi yine , yeniden diyorum ki ;

Yeni hayatım tüm heyecan vericiliği , suprizleri ve başarıları ile yeniden başlıyor .

Her daim yanımda olan ailem ve onu bana nasip eden Rabbim'e şükürler olsun .

17 Ağustos 2020 Pazartesi

Kendime Not

 Özür dilerim .

Bir insana en büyük kötülük kendinden geliyormuş bazen , bilemedim.

Yanlış kararların ardına sığınıp hatalarımı bile sevecek kadar bencilleştim  , daha erken dönmek varken dönmedim . Dönmek istemedim !

Şarkı sözünde geçen satırlardaki gibidim bazen ;

'İki kuruşluk adamları musallat ettik ömrümüze , bundandır böyle dibe vuruşumuz ...'



Kırgınım . Sadece kendime . Seçtiğim yolun ne boktan bir yere çıkacağını görmek istemedim. Değmeyecek , adamlıktan nasibini ne eğitimle nede ahlakla alamamış bir adamı' tuttum hayatımda, yetmedi bir de baba yaptım . Hemde iki defa !


Şimdi yoluma bakmaya çalışırken bile , tüm zorluklara rağmen tüm seviyesizliği ile karşıma çıkıyor hala bu en büyük hatam .


Tanrım , ne büyük anlamlar yüklüyoruz zerre karakter barındırmayan insan müsvettelerine !

Nasıl bir kıymet veriyoruz da ne olduğunu , nerden geldiğini ne muameleler gördüğü unutur oluyor .


Yaşam çok yönlü bir macera . 

Biliyorum birazdan sinirden başlayan bu başımın ağrısı geçecek ve ben yürüdüğüm yola şükredeceğim. 

Çünkü artık yolum aydınlık ve ayağıma dolanan leş kokulu çöpler artık hayatımda değil . Arada derede böyle yine çıkacak karşıma ama yolum öyle güzel ve ferah ki , bu sefer dikkatimi dağıtmasına izin vermeyeceğim .



27 Temmuz 2020 Pazartesi

Durum Bildirimi

Ortaçağ Leydisi ,badem,kedili ev
Kafasındaki karmaşadan kurtulmuş , geleceğine odaklanmış durumda olan Leydi ' den herkese merhaba :) 

Hafta sonu ilk defa iki çocuğumla birlikte aynı anda dışarıya çıktık . Büyük oğlancığım artık tek takılma konusunda ısrarcı olduğu için biz genelde Selim ' le birlikte çıkıyoruz hep .

İlk defa iki çocuk annesi , bekar bir kadın olarak oğullarımla gezdim , yürüyüş yaptım ve sonrasında yemek yedim . Ve gördüm ki , hayat böyle de çok güzel ...

Kendi iç dünyamda öyle çok soru sormuşum ve cevabını bulmakla cebelleşiyormuşum ki aslolan mutluluğun bir eşe ihtiyaç olmadan , yanı başında - aynı evde yaşayan evlatlarında saklı olduğunu görmek istememişim . 

Hep aynı sorular beynimi kemiriyordu , ' Affetmeli miyim ? , Gelecekte neler olur ? , İki erkek çocukla hayat zor olur mu ? , Ya annem yada babama bir şey olursa , ya çalışamazsam ? vs vs 
Türlü türlü endişeler ...


Hiçbiri kırılan gururumdan ve ayrılık kararındaki eminliğimden daha ağır basmadı ve zaten hali hazırda , manen , madden ve resmen ayrıldığım adamı tamamen söküp attım hayatımdan , olasılıklardan .
Nefes alıyorum resmen . 
Ferahlamış , üzerinden bulutlar kalkmış ve umutlu hissediyorum dostlar . 

Gerçekten vereceğiniz en kötü karar bile  ( ki ben bu kararı zaten neredeyse bir sene önce vermiştim ve doğruluğunu teyid ettim defalarca ) kararsızlıktan kötüdür. 

Şimdi , ' gelsin , hayat bilgidiği gibi gelsinnn.İşimiz bu yaşamak ...' sözleriyle önüme bakıyorum . Çünkü ne demişler ; 

                     ARDINA BAKMA , O TARAFA GİTMİYORSUN .

23 Temmuz 2020 Perşembe

Bekaret Kemeri ve Ortaçağ ' da Kadın Olmak

Bekaret Kemeri ' ni daha önce duymuş muydunuz ? 

Bekaret Kemeri ; 15 ' dan 18 yy. sonlarına kadar görülen ,Haclı seferlerine giden şovalye ve asilzadeler eşlerinin başka erkeklerle birlikte olmaması ve mastürbasyon gibi yollarla cinsel keyif almamaları için özel olarak tasarlanmış demirden yapılmış , anahtarlı iç giysidir . . .

Bekaret Kemeri , Ortaçağ , Ortaçap Leydisi

Bahsi geçen Ortaçağ ' da anlaması zor o kadar garip kural ve normlar var ki , buna şaşırdığımı söyleyemeyeceğim . Yine , aynı dönemde cinsellik sadece üreme için yapılması gereken bir eylemdir ve keyif almak için yapılan cinsel birliktelikler için hapis cezası verilmekteymiş . ( Aradaki farkı nasıl anlıyorlar o da ayrı konu :) Gerçi evliliğin gecesi ilk cinsel birleşmeyi de topluluk önünde yapan insanlardan bahsediyoruz , çok ta sorgulamamak lazım . 

Ortaçağ ' da kadın olmaya gelince  ; 

“Ortaçağ Avrupası için kadın, inandıkları dinin peygamberi Hz. İsa’nın annesi Meryem söz konusu olduğunda el üstünde tutulacak kadar kutsal, ilk günahı işleyerek tüm insanlığı günah içinde doğmaya mahkûm ettiği, çekilen acıların sebebi olduğu için Havva söz konusu olduğunda bir o kadar sıradan ve hatta denetim altında bulundurulması gereken bir varlıktır.” (Ortaçağda Kadın, 2011) 


Ortaçağ Avrupası’nda Kadınlar ve Gündelik Hayat

Kadınların, Ortaçağ’da günlük hayattaki etkinliği zaman zaman değişse de çoğunlukla ev işlerine ait roller üstlenmişlerdir. Kentli ve ev hizmetçisi olan kadınlar ise sadece evin temizlik, yemek gibi işlerini yapmakla kalmamıştır ve erkek efendilerinin de ihtiyaçlarını karşılamak zorunda kalmıştır. Kentlerde yaşayan soylu kadınlar da kimi zaman diğer hemcinslerinden farklı olarak, kocaları bir feodal lorda hizmet etmeye ya da bir savaşa gittiklerinde kocalarının yerine geçmiş ve kocasının yokluğunda bazen sadece ev halkını bazen yüzlerce insanı yönetmişlerdir. (Genç, 2011)

Kadın olmak her dönemde zor ve büyük fedakarlıklara gebeyken Ortaçağ ' da kadın olmak ayrıca zor  gördüğümüz gibi.  Ailesinin baskıcı yapılarından kaçabilmek için evliliği erken yaşlarda tercih eden kadınlar yine farklı  kısıtlamalara , bu kez eşlerinin kurallarına göre yaşamak zorunda bırakılmış. ( Günümüzde de hala etkilerini gördüğümüz gibi ) Özgürleşmek isteyen kadınlar için en iyi yol kendini dine adamaktan geçiyordu . Rahibelik yemini eden kadınların okuma yazma öğrenmesine izin veriliyor ve kız çocuklarına eğitim verebiliyorlardı .( Erkek çocuklara eğitim vermeleri yasaktı )


Bugün bunu öğrendim köşesinden şimdilik bu kadar ve ayrıca bugün ne için şükrettin köşesi yapmaya da karar vereceğim sanırım yakında :)

Mesela , saygı duyulduğum için , eğitimde , iş hayatında aktif olabildiğim , fikirlerimin değerli olması ve toplumda eşit statüde yaşayıp saygın bir birey olduğum için şükrediyorum bugün .


Herhalde Ortaçağ ' da yaşayan bir kadın olsaydım şuanda ( hemde bekar bir anne olarak ) , çoktan isteğim dışı evlendirilmiş ve  mutsuz bir şekilde yaşamımı sürdürmeye çalışır olurdum  .

Hal böyleyken ve Ortaçağ böylesine karanlık düşünceler , hastalıklı yapılar ve zor yaşam koşullarına sahip bir dönemken nedennn adımı ortacagleydisi yaptım ben ?  :) Yaptım çünkü , yaşadığım döneminde birçok  zorlukları var , toplum baskısı ve saçma kurallar hala var ama ben  ; kendi yaşamım hakkında söz sahibi tek otoriteyim ve o dönemde kentlerde yaşayan soylu kadınların yaptığı gibi bende  ( Savaşa yada bir lorda hizmete giden koca yerine , bir kadına /kadınlara giden koca farkı ile  :)) çocuklarımla süregelen yaşamımda eşimin , bir erkeğin yerine geçtim ve ailemi yönetiyorum .  


Ortaçağ Leydi ' si esenlikler diler efenim :) 

Sevgiler ...

25 Haziran 2020 Perşembe

Öğretmenim Mori ' yle Salı Buluşmaları - Alıntılar

Sorun şu Mitch ; çoğu zaman gerçekten ne kadar çok birbirimize benzediğimize inanmak istemiyoruz. Beyazlar ve siyahlar, Katolikler ve Protestanlar, erkekler ve kadınlar. Eğer birbirimize bu kadar benzediğimizi görebilseydik, bu dünyada tek bir büyük insan ailesi olarak mutlu ve huzur içinde yaşayabilmek için çok daha fazla çaba gösterirdik ve bu aileyi bir arada tutmak için, kendi ailemizmiş gibi özen gösterirdik.


Eğer sürekli yaşlanmaya karşı savaşırsan mutsuz olursun, çünkü nasılsa yaşlanmaktan kaçış yok.

Eğer hep yirmi iki yaşında kalsan, hep yirmi iki yaşında olduğun kadar cahil olursun. Yaşlanmak sadece çürümek demek değildir bildiğin gibi. Büyümektir.


Eğer başkalarının size güvenmesini istiyorsanız, sizin de onlara güvenebileceğiniz duygusuna sahip olmalısınız, karanlıkta olsa dahi. Düşerken bile.

"Nerede yaşarsak yaşayalım, birer ademoğlu olarak en büyük hatamız,uzak görüşlü olmamamızdır..."

‘Doğrusu ölmeyi öğrenince yaşamalı öğrenmiş oluyorsun’
Hastalığa yakalanmadan önce ölüm konusunda bu kadar kafa yorup yormadığını sordum.
‘Hayır’ dedi gülümseyerek. ‘Bende herkes gibiydim. Çoşkulu bir anımda,’hayatta tanıyabileceğini en sağlıklı yaşlı adam ben olacağım’demiştim bir dostuma.
.. ‘daha önce söylediğim gibi hiç kimse bir gün gelip de öleceğine inanmaz.’
..’çünkü’ diye devam etti Mori, ‘birçoğumuz adeta uyurgezer gibi dolaşıyoruz etrafta. Yaşamı tam anlamıyla tanımıyoruz, çünkü hayatı uyur uyanık yapmamız gerektiğini düşündüğümüz şeyleri otomatik olarak yaparak yaşıyoruz’


Bir çok insan anlamsız bir yaşamın peşinden koşar.önemli olduğunu düşündükleri bir şeyi yaparken dahi yarı uykuda gibi bir halleri var. Bu yanlış şeylerin peşinde olduklarındandır. Yaşama anlam kazandırmanın tek yolu kendini insanları sevmeye, içinde bulunduğun topluma adamak, sana anlam ve hedef veren bir şeye hasretmektir


"Sahip olduğun şeyleri başkalarına sunarak saygı kazanırsın"


*Eğer hayatın anlamını bulduysan geriye gitmek istemezsin.İleriye gitmek istersin.Daha da yapmak, daha da görmek istersin.*

Bu ülkede neye ihtiyacımız olduğu ile ne istediğimiz arasında büyük bir kafa karışıklığı yaşanıyor. Yemeğe ihtiyacınız var çikolatalı dondurma istiyorsunuz. Kendinize karşı dürüst olmalısınız. En son model spor arabaya en büyük eve ihyacınız yok. Doğrusu bu gibi şeylerde tatmin bulamazsınız. En çok nasıl tatmin buluruz biliyor musun? İnsanlara sunabileceğiniz neye sahipseniz onu vererek. Kendinden bir parçayı insanlara sunarak saygın olabilirsin.

23 Haziran 2020 Salı

İşte Benim Hayatım ...

İsmimi değiştirdim , bilenler biliyor tabi hala kim olduğumu neler yaşadığımı :)

Bloğu 2014 yılında ilk açtığımda öyle heyecanlıyımdım ki ...
Evde internet yoktu tabi o zamanlar ve sabah ofise erken gelip hemen pc başına geçip , heyecanla blog yazar öyle işime başardım .



Şimdilerdeyse epey büyüdüm dostlar . Tamm 29 yaşında iki erkek çocuk annesi bir yetişkin oldum . Hatta ve hatta bu süreçte bir de boşandım :)

Boşanmanın ardından 7 , fiilen ayrılığın üzerinden de yaklaşık 10 ay geçti . 
Artık o ilk başlarda zihnimdeki sisler aralandı , eski eşe şans verip vermeme gündemi tamamen kapandı ve yeni hayatın yolları açıldı önümde .

Böyle durumlarda insanı en çok yoran kararsızlıkları ve ne istediğine karar verememesiymiş bunu da anlamış oldum . Ve aldığım kararla , dik duruşumla kendimle bir defa daha gurur duyup , iki çocuklu ve özgür hayatıma , işime , hobilerime , aileme odaklanmaya , kendimi geliştirmeye karar verdim .

Şimdiki ruh halimi özetleyen bir cümle kurmam gerekirse ' gelecek heyecan verici ' ...

Bu süreçte dua etmeyi öğrendim .Esmaül Hüsna ' lar ile gerçekleşen dileklerime şahit oldum . Yalnız kaldım , hayatım boyunca sevilmemekten , yalnız olmaktan , değer görememekten korktum . İki erkek çocuğun sorumluluklarına sıkışıp hayatımı bu adanmışlıkla , sadece bununla geçirecek olmaktan korktum ama geçti ... Zaten olumsuz düşünceler hep geçer . Yeter ki yerine koyabileceğimiz güzellikleri görmek isteyelim .


İnsan boşandıktan sonra eğer maddi olanaklar çok çok gündeminde değilse direkt sevgisizlikten endişe duyuyor . Tabi aldatılma psikolojisinin de etkisi bu , ne kadar güzel olursan ol ki şükür şanslı yaratılmışım - hiç önemi olmuyor sizin için. Neyse ki bundan sonra yine , yine  , yine olumsuzlukların olacağına olan endişem bir kaç kitap okuyarak yerini umuda bıraktı . Bazı şeyleri düşünmemek , nasıl olacak , neler yaşayacağım demeden işini Allah'a bırakmak ve o teslimiyet içinde kalabilmek , işte gerçekten iç huzurun kapısını açan anahtar bundan başkası değil .

Şimdi çocuklarıma sarılarak , işimi en iyi  şekilde yaparak ve daha iyi bir insan olmaya çalışarak başlıyorum yeni hayatıma . 

Geçmişin izlerinden kalan hiçkimseyi istemiyorum yeni yaşamımda . Kötü ilişkiler içinde olmaktansa verimli geçen bir yalnızlıktan korkmuyorum artık . Kendimi seviyorum . Ailemi seviyorum. Çocuklarımla birlikte olduğum , iki güzel de kediye sahip olduğum hayatımı seviyorum .

ARTIK YENİDEN HAYAL KURABİLİYORUM BİLİYOR MUSUNUZ ?

Yeniden yaşamım için yapmak istediğim hedefler koyabiliyorum . Yeniden yamaç paraşütü için heyecanlanıyorum mesela . Çocuklarımla gezebilmek , kendime daha iyi bakmak ve kendimi geliştirmek için daha fazla okumak , yeni şeyler öğrenmek için içim kıpır kıpır oluyor .

  •         Yeniden hissediyorum ki yaşamak hala çok güzel .


4 Mart 2020 Çarşamba

Anneliğin Kalp Sızısı

Selim hafta sonu babasındaydı . Geldiğinde çok halsiz , gözlerinin altı morarmış , dudakları kurumuş ve aşırı derecede ishaldi ...

Geceyi yatak odası ve tuvalet arasında geçirdik. Dün de işteyken telefon geldi annemlerden , iyice kötü oldu hastaneye götürelim diye...

Öğle arsında izin aldım hemen utana sıkıla-annem , teyzem ve ben taksiyle hastaneye geçtik. İlk muayneden sonra 5 saat sürecek kocaman bir serum verildi , tahliller yapıldı .

Kan alınırken ve serum takılırken yanında olabildim ancak .
Sonra işten beklendiğim için kalbimin tamamını hastanede bıraktım ve koşar adım ofise geldim.

Selim (3yaşında) arkamdan 'anne sakın beni bıyakma' diye ağlarken çıktım hemde ...
Çok zordu , gerçekten zor .

Akşama çıkardılar şükür ama gece boyu şikayetleri devam etti. İlaçların etki etmesini bekliyoruz.

Şuanda ofiste masamdayım . Az önce annemle konuştuğumda babamın selimi tekrar hastaneye götürmek üzere dışarı çıktığını öğrendim .

' Az önce teyzen geldi , kapıya koştu selim - teyzeni görünce boynunu büktü ama ben annemi istiyorum ' dedi diyor ...

Çocuğun hasta , izin alman lazımdı diye ekliyor üstelik !

Herşey zorken ve bir anne olarak tabiki oğlumun yanında olmayı tercih edecekken çalışma hayatını daha önce tecrübe etmemiş annemin bu talebini de hoşgörmeye çalışıyorum ama ne kadar yapabiliyorum bilmiyorum.

Bebeğim hastanede ,
Eren okulda ,
Ben işteyim ...

Boşanmanın ardından belkide dün ilk defa gerçekten yalnız hissettim ki şükür yalnız falan da değilim. Arkamda kapı gibi ailem , her işime koşturan , ben yokken evimi bile temizleyen bir babam var , Allaha bin şükür.
Ama onların olamayacağı günler geldiğinde gerçekten bekar anne olmanın zorluklarıyla karşılaşabileceğimi dün çok iyi anladım .

Ve nötr olan duygularım yönünü aniden nefrete döndürdü beni bu hayatı yaşamak zorunda bırakan eski eş için !

Ama bugünlerde güç aldığım bir söz var : Acı çekmeden gerçekten ne kadar güçlü olduğunu bilemezsin diye ...

Şükürler olsun yalnız değilim , şükürler olsun bir işim var , şükürler olsun iki evladım var ve şükürler olsun büyüyorlar ...

Zamanın bana getireceği tüm hayırlara talibim . Rabbim kalan hayatımızı geçen kısmından hayırlı , mutlu ve huzurlu eylesin . Amin.

2 Mart 2020 Pazartesi

Aöf Mü , ETicaret ve İngilizce Öğrenmek Mi ? Şimdi Ne Yapmalıyım ?



Merhaba sevgili dostlarım , yine beni sardı bir heyecan ...

İçimden sürekli fışkıran ' daha fazlasını yapmalıyım ' isteği yine aldı başını gidiyor ...

Dün, iki yıldır dondurduğum Aöf 2.Üniversite bölümüme yeniden kayıt yenileyebileceğimi öğrendim . Tam da İngilizce öğrenmeye niyetlenmiş - bir yandan da işten çıkıp eve geldiğimde kitap resimleri seçip - kitaplarımı satmaya çalışırken ...

Malum iki erkek çocuklu ve çalışan bir anne olduğum hayatıma daha fazla anlam yüklemek istiyorum . Ticaret konusunda çabalarım devam edecek ama bu okul ve kayıt yenileme konusunda fikre ihtiyacım var.

Bölümüm çok tatsız , Uluslararası İlişkiler !
Hangi akla seçtim inanın bilmiyorum .Diplomasi ve hukuk ile hiç alakam olmaz . Öyle bir amaç yada hayalim de yok zaten. Tek amacım 2 yıllık önlisans diplomamın yanına 4 yıllık lisans diploması da ekleyebilmek . Ama nasıl?

Çalışmadan asla geçilmeyecek bir bölüm ama bir yandan da geleceğim için yeni bir kapı açma ihtimali olan her alanı denemeye razıyım .
Yani çalışmaya  , gerekirse ev işlerini es geçme pahasına okumaya hevesliyim .




Diğer yandan İngilizce ...
Bunun için de sistemli bir çalışma şart. Diplomanın açamadığı birçok kapıyı ingilizce bilmek açabilir ama öğrensem bile pratik yapmadığım sürece unutma olasılığım da var .

İşten eve gidip - yemek yapıp -yiyip - çocuklarla ilgilendiğim hayatımın kalan kısmında kitap resmi çek - yükle - erkenden uyu şeklinde bir rutine sahipken hepsini bir arada yapmam çok çok zor. Kaldı ki sonuç muhtemelen fazla strese girip - hepsinden vazgeçmemle sonuçlanabilir .

O yüzden Üniversite kayıt yenileme süresinin dolmasına 5 gün kalmışken bir karar vermem ve ona göre harcını vs yatırmam gerek .

Sizce ne yapmalıyım ?
Hadi bana bir akıl verin .:)

27 Şubat 2020 Perşembe

Pascal Campion ve Muazzam Çizimleri

Çağımızın en güzel yanı gelişen teknoloji sayesinde Dünya'nın dört bir yanından , insanlardan , yapılan işlerden haberdar olmak değil de nedir ? 

Pascal Campion ' un zihninden çıkıp , yeteği ile bize tüm dünyaya sunduğu bu harikulade çizimlere bakar mısınız ... ?

Dışarısı buz gibiyken sımsıcak bir odada olmak , dahası sevdiğiniz kişi ile mesela ...

Zevkle döşenmiş evde , rahat kanepenizde miskinlik yapıp birşeyler izlemek keyifle ...

Yağmurlu havanın keyfini çıkarıp gezip dolaşmak el-ele ...

Harika kış manzarasının içinde olmak , hemde tam göbeğinde ...

Ayaküstü yapılan o sohbetin keyfi mesela ...

Kitaplarla dolu sımsıcak bir ev ...

Ah işte kalbinden vuran resim , çocuğuyla ilgilenen ideal bir baba ...

Bu resimler aşağı yukarı her insanın idealindeki mutluluk tanımını yansıtmıyor mu ?

Bazı resimler beni huzursuz  ediyor ne kadar başarılı çizilmiş olmuş olsalar da ... Mesela , evde iş yapan kadın çizimleri , yada  yine ev ortamında yalnız anne ve çocukların olduğu resimler ... ( Yıllarca o kadar yalnızlığa terkedildim ki eski eş tarafından - ruhumun bir kısmı kapkaranlık kalmış meğer evde vakit geçirme noktasını komple çıkarmış mutluluk tanımımdan .


Ama hayat güzel , yaşadığımız her anın içinde minicik bile olsa keşfedilmeyi bekleyen mutluluklar var . 

















Hevesler , Heyecanlar ve Hayaller ...

Alın çayınızı , gelin sohpete ...

Bu aralar çokça gergin ve huysuzum . Her an herşeye patlama arzum adeta yıkıp geçiyor çevremi . Bundan en çok nasibini alan da canım tembel oğlum Eren oluyor malesef ... ( Eren 10 yaşında hayli miskin bir ergen adayı bu arada . )

Çalışmamı fırsat bilip okuldan çıkıp , benim eve geleceğim vakte kadar miskinlik edip  - okul çantasını kapının kenarına attığı yerden de ancak ben eve girip kaldırmasını söylediğimde kaldırıyor .

Her gün ama her-gün bu durum böyle ...

Akşamları ' oğlum okuldan gelip yemeğini ananende ye  , eve gelince dinlen ama ben gelene kadar ödevlerini de yap ki birlikte zaman geçirebilelim . Evi dağıtma , eşyalarını askıya as vs vs  ' 

Ama her akşam o evi dağıtmış , ders çalışmak şöyle dursun çantasını odasına bile götürmemiş ve boş olan tüm vaktini pc yada telefon başında geçirmiş oluyor ... !

Neyse , asıl anlatmak istediğim bu değildi dostlar . Anne olmak zor vesselam :) 

Ne zaman bunalsam , daralsam ve hayatın içinde sıkışmış hissetsem Deli Anne bloğuna bakarım . Bilhassa İskoçya bölümüne ...



Beni tanıyanlar artık biliyor , en çok seyahat etmek istediğim ülkenin  İskoçya ve hatta tüm Galler olduğunu .

İnsan hiç gitmediği yere özlem duyabilir mi ? Hatta orada yaşama hayalleri kurabilir mi rahatça ?
Evet , kesinlikle bunu yapabilir. Hele ki çoğu zaman gelen o uzaklaşma hissi ve farklı yerleri keşfedebilme hayalinin de desteği ile ...

Yeni Heveslerimden bahsedecek olursam ; deliler gibi İngilizce öğrenmek istiyorum .
Altyazısız diziler - filmler izlemek , yabancılarla kolayca iletişime geçebilmek ve tabiki Yurtdışına çıktığımda kolayca iletişim kurup - alışveriş yapabilmek.

Peki istemek tamam da , bunun için ne yapıyorum ?

Şuanda hiçbirşey !

Ama bu gün itibari ile ilk etapta İngilizce öğrenebileceğim uygulamalar yükleyip - adım adım da olsa hayalime doğru yol almaya başlamak istiyorum .

Onun dışında ;

İçimden bir ses sürekli ticaret yapmalısın diyor .

Şükürler olsun çalışıyorum  , daim olsun inşallah ama sanki o kişisel tatmini ticaret başarısı ile elde edecek gibi hissediyorum.

Birşeyler yapmalıyım ama ne ?

Bu konuda fikirleri olanların yorum bırakmalarını rica ediyorum .Özellikle internetten al-sat şeklinde bir uğraşın bana iyi geleceğini düşünüyorum .

Tüm bunların haricinde artık daha düzenli kitap okuduğumu söyleyebilirim . Hayalim İngilizce öğrenip , yabancı forumları okuyup - kendimi geliştirmek . Ama sıfırdan ingilizce öğrenmek için gerçek bir çaba ve motivasyona ihtiyacım var.

Kendi çabası ile yabancı dil öğrenenler var ise onların da tavsiyelerine talibim :)

Sizi seviyorum , iyiki varsınız .

Yorumlarınızı bekliyorum , beni yalnız bırakmayın .

25 Şubat 2020 Salı

Kaygılar , Olumsuz Düşünce ve Endişe İle Başa Çıkma Yolları

Bu yazıyı önce kendim , sonra da canım blog arkadaşım Moria için yazıyorum .

Hepimizin hayatında inişli çıkışlı anlar var malum , insanız ve değişken bir psikolojiye sahibiz.

Ve malesef olumsuz durumlardan kurtulabilmek , gücümüzü toplamak ve hayata kaldığımız yerden devam edebilmek için ekstra bir motivasyon ve çabaya ihtiyacımız oluyor .

Bu çaba işte kilit nokta . Çünkü sorun o çabayı gösterecek gücümüzün olup olmadığında ...

Bende berbat günler geçirdim , 11 yıllık 4 kişilik olmuş ailem şimdi bir anne ve iki çocuktan ibaret hale geldi . Herşey yolunda zannederken , yıllarca bunu sadece ' zannettiğimi ' fakettim. Kandırılmaya , olumsuzlukları gözardı etmeye ne kadar meyilli olduğumu ve nihayetinde uzunn bir süre gözümün içine bakıla bakıla nasıl da aldatıldığımı öğrendim .


Zor muydu ? Evet , kesinlikle .

Hele ilk günler - dağılan hayatımın karşısına geçmiş sadece bir izleyici olmuş ve düşünemez haldeydim.

O boşluk hissi , ne yapacağını - ne düşüneceğini bilememezlik geçen zamanın da farkına varamamanıza neden oluyor . Ve bir gün , ben bu flue dünya görüşümün içine amaçsızca sıkışıp kalmışken evde bir kitap geçti elime .

*Uğur Koşar ' dan Allah De Ötesini Bırak / 2 . kitabı ...

Kitabın daha ilk sayfalarında sanki bana Allah tarafından mesajlar gönderilmişti ;

 Kul '' bittim'' demeden Allah,
"Yettim" der;sen yeter ki sesi duy!
Sen kapı kapandı diye üzülüyorsun.
Halbuki en iyisini bilen Allah, senin için hayırlı başka kapı açmıştır. O hiç kulunun zararını ister mi? Zihni bırak kalbinle bak, işte o zaman göreceksin.


Ve dahası , aklımda dönüp duran onlarca olumsuz senaryolar için de mesajlar vardı o kitapta ;


"Sorun, hiçbir zaman problemler değildir, yaşam yolculuğunda problemler her zaman olacaktır;asıl sorun, zihnin oyununa gelerek problemlerle özdeşleşmemiz, onlara bir mıknatıs gibi yapışmamızdır."


Seni asıl yoran, şeytanın olayı bitirmemesi. Yani kendi zihnin! O seni ya geçmişe götürüp adeta biri bin yapıyor ya da gelecekle ilgili korkutup, kaygılarla panik haline getiriyor. Amacı, yaşam enejini alıp seni hayattan ve maneviyattan uzaklaştırmak... Zihne dikkat etmeni isterim. Onunla uğraşma. Bırak gelsin bakalım ne yapabilecek? Uğraştığın zaman kendini değerli hisseder düşünceler: bu yüzden bırak gelsinler... Etkisiz olduğunu göreceksin...


'Kötü  niyet  şeytanın  tuzağıdır Senin  kalbindeki  nuru almak  için,  şeytan  hep  fitne  ve  hasetlik  olarak  düşündürür.
Allah  kuluna  müjdeyi  Kur’an-ı  Kerim’de  veriyor: 

“Gevşeklik  göstermeyin,  üzülmeyin.  Eğer  inanmışsanız,  üstün  gelecek  olan  sizsiniz.”  (Al-i  İmrân  Sûresi, 139. Âyet) Ve daima anımsa. '


Şimdi bu sözler aldatılmış , iki erkek çocuk ile hiçbir geliri olmadan - sıkışıp kalmış biri için gönderilen en güzel teselli cümleleri değil de nedir ? 



Bu kitaptan parça parça okuduğum alıntılardan sonra ben tekrar dua etmeye , önceleri de çok yararını gördüğüm Esmaül Hüsnaları söylemeye , duama katmaya başladım . 

Ve yaklaşık 5 ay oldu bu olumsuzlukların ardından geçen - arada Rabbimi unuttuğum , ayağım düze bastığında dualarımı tespihlerimi ihmal ettiğim zamanlar oldu ama bugün Moria'nın yazısı ile yeniden hatırladım dertlerin asıl ilacının sadece ve sadece Yaratıcımıza sığınmakta olduğunu .

Kim Allah'a tevekkül ederse, dayanırsa, Allah ona kafidir".... Talak Süresi 3. Ayeti 
Kerime

Ve son söz ; 






21 Şubat 2020 Cuma

Ben Aslında Çok Zenginim

Evet , ben aslında çok zenginim ama bunu çoğu zaman unutuyorum . Zaman zaman düşünüp hatırlamam gerekiyor sadece  .


Mesela bana bir gün daha verildi bugün , çok şanslıyım . Aileme , sevdiklerime ve çevreme iyilik ve ışık saçma fırsatı bulabileceğim  ...



Evet kesinlikle çok zenginim , her sabah çıktığım evimden akşamına beni bekleyen iki oğlum ve dünyalar güzeli bir kediye sahibim .




Beni koşulsuz seven iki çocuğum ve yine koşulsuz sevdiğim canım annem babam sayesinde çok çok şanslı ve huzurluyum .



Çalışabildiğim bir işe sahibim mesela . Ve akşam evime gelip uzanabileceğim bir kanepeye sahip olmak en güzel zenginliklerden biri .

Hele ki sağlıklıysam . Sağlıklı olmaktan daha iyi bir zenginlik olabilir mi ?



Geceyi bir hastane odası yerine yatağınızda geçirdiyseniz bence siz de çok zenginsiniz .

Bu yazıyı okuyabiliyorsanız da öyle  ...




Demek ki bir bilgisayar yada telefona , üstelik bir de internete sahibiz .

Hala nefes alıyoruz . Hayattayız . Bu demektir ki hala düşünebilir , hayal kurabilir ve onlar için çabalayabiliriz.

Uğruna çaba sarfetmediğimiz hiçbir şeyin anlamı olmazken sadece şuan hayal kurabiliyor olmak ta zenginliğimize dahil edilemez mi sizce ?

































20 Şubat 2020 Perşembe

Outlander 5. Sezon İlk Bölüm Değerlendirmesi

Gördüğünüz bu aşk 2014 yılında , 

Tam da bu görseldeki karşılaşma ile hayatımıza girmişti .

Ve geçtiğimiz pazar günü dizinin 5. sezonunun ilk bölümü  yayınlandı. 


Bölüm Roger ve Brianna ' nın düğün sahneleri ile geldi - geçti demek yanlış olmaz ama çok özlemişim .



Karakterleri , mekanları , müziğini ve hikayeyi ...


Roger ve Brianna ' nın ilk tanışma sahnesi ...



 Ve Sevgili oldukları taze zamanlar  ...

Devamlılığı olan her şeyden çabuk sıkılırdım aslında . Seri kitaplar okuyamam , hala devam eden dizilerin yeni bölümünü beklemek istemem vs vs .

Ama bu dizi ile büyüyor , eş zamanlı farklı yüzyıllarda hayat yaşıyor gibi oluyorsunuz izlerken . 

Kitap okurken zihninizde bir dünya oluşturursunuz ya hani  , kitapları zaten çok başarılı evet ama dizi de aynı etkiyi , aitlik hissini fazlasıyla hissettiriyor size izlerken . 


Oyuncuların günümüz kostümleri ile dizi görüntülerini de aşağıya ekliyorum . Cast çalışmasının ve emeğin ne kadar belirgin olduğunu anlamak oyuncuların kostüm ve makyajlarını değerlendirerek de mümkün böyle dönem yapımlarında 


Sezon 5 / İlk Bölüm 

Sezon 4 

 Ve işte o kadro ...



Hayattan keyif alabileceğimiz ufak detaylar vardır ya hani bu dizi de benim için o detaylardan biri oldu birkaç yıldır .   Öyle yana yakıla yabancı dizi izleyemem - hem vaktim hem sabrım hemde her konuda diziyi izleyecek bir zevkim yok ama İskoçya ' ya yapmak istediğim ziyaretin temelini oluşturan bu harika İngiliz yapımı diziyi hem seveceğim galiba ... :)


Sizin de çok sevdiiğiniz , keyifle izlediğiniz diziler - filmler varsa yorumlarda belirtirseniz hepimize yeni fikirler vermiş olursunuz .

Sevgiler :)






















Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...